Ven Esco Genel Müdürü Arif Künar: Enerji Verimliliği Konusunda Henüz Karar Vericiler Bile Gerekli Bilince Sahip Değil

January 18, 2015

Ven Esco olarak, enerji verimliliği ile ilgili çalışmalarınızdan söz eder misiniz?

 

VEN ESCO’yu; ülkemizde ilk enerji danışmanlık firmasını kuranlardan ve yönetenlerden birisi olarak; fiilen 2007’den 2014 yılına kadar sektörün hemen hemen her alanında ve ülkemizin her yerinde, yurtdışında birçok yerde yaşadığımız tecrübe ve birikimlerle kurduk. Öncelikle nelerin yapılamayacağını ve nelerin yapılması gerektiğini iyi öğrendik.

 

VEN ESCO olarak, böylece yalnızca EVD olarak değil, bir ESCO (Energy Service Company) olarak; tüm dünyadaki benzerleri gibi; hem uzmanlaşmış (örneğin ticari binalarda-hastanelerde-AVM-otellerde, yeşil binalarda ve özellikle de aydınlatma sistemlerinde) hem de kendi finansmanı ve-veya bankalardan ya da fon sağlayıcılardan-3. Parti finans sağlayan özel kuruluşlar-dan-risk yatırımcılarından sağladığı finansmanla anahtar teslimi uygulama, “enerji performans anlaşması (EPC)”, “enerji sağlama anlaşması (ESC)” yapan bir Türk Firması oluşturduk.

 

Ülkemizin ilklerini ve en iyi mühendislik uygulamalarını gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Yurt dışında da hızlı geçiş sistemi (HGS) uygulamalarında, Romanya’daki AB Ordusu Kampusu yeşil bina danışmanlığında, Bosna-Hersek yol aydınlatma ölçümlerinde, AB-EUREKA-HORIZON 2020, ERASMUS + Projelerinde ortak ve koordinatör olarak yer alıyoruz. Hali hazırda; on 400 yatak ve üzeri hastane aydınlatma otomasyonu, 15 yeşil bina danışmanlığı, Hacettepe ve Bilkent Teknokent Binalarında, CEPA ve Carousel AVMlerinde, Yenimahalle Belediye Binasında, ODTÜ MD. Tesislerinde enerji etüt ve EPC uygulama çalışmaları devam etmek-tedir. Büyük iki bankanın “enerji izleme ve kontrol, yönetim sistemi” pilot projeleri de tamamlanmıştır.

 

Genel olarak, enerji verimliliği uygulamaları ve hedeflerinin yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelme uygulamaları ve hedefleriyle birlikte ele alındığı görülüyor. Sizce bu yaklaşım doğru ve geçerli midir?

 

Aslında olması gereken budur ve tüm gelişmiş ülkelerde de böyle gerçekleş- tirilmektedir. Önce hem sanayi ve bina hem de ulaşımda maksimum ener-         ji verimliliği yapılmaya çalışılmaktadır, böylelikle azalan enerji yoğunluğu ve tüketimleri de yine konvansiyonel-fosil enerji kaynakları yerine tümüyle yenilenebilir-sürdürülebilir enerji kaynakları ile karşılanabilecektir. 24 Ekim 2014 de toplanan 28 AB Ülke Başkanı yeni hedef olarak; 15 yıl içinde sera gazı salımını: yüzde 40 oranında mutlaka azaltacak. Enerjinin: yüzde 27’si temiz kaynaklı olacak. Ülkeler ayrıca: yüzde 27 enerji tasarrufu da yapacak.

 

Enerji verimliliği uygulamalarında kişiler ve kurumlar açısından ne tür engeller ve kısıtlamalarla karşılaşılıyor? Türkiye’de enerji verimliliği kavramı ve uygulamalarının özümsenmesi ve benimsenmesi için ne tür düzenlemeler yapılmalı?

 

Özellikle karar vericilerin ve otoritelerin bilinci özellikle Türkiye’de bu konuda henüz tam oluşmadı ve olgunlaşamadı maalesef. Atılacak adımlar, alınacak kararlar, yapılacaklar belli olmasına rağmen, özellikle enerji verimliliği konusunda Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok iken, hala ABD’yi keşfetmeye çalışıyoruz. Türkiye enerji verimliliği konusunda hala yolun başlangıç nok- tasında maalesef. Oysa dünya özellikle AB, ABD, Japonya hatta Çin; bizi bu konuda da çok geçmiş durumda. Aslında enerji verimliliği konusunda asgari yönetmeliklere, yeterli mühendislik bilgisine, ölçüm cihazlarına, mühendislere, enerji simulasyon yazılımlarına, programlarına, enerji verimli cihaz ve sistemlere sahibiz.

 

Birinci olarak yapılması gereken; hem zihin-farkındalık ve öncelik konusunda hem de finansman-uygulama garantisi konusunda model-mekanizma oluşturacak, gelen ve mevcut kaynakları, öncelikleri belirleyecek, koordine edecek, yönetecek işi-gücü bu olan tüm enerji ile ilgili-ilişkili bakanlıklar üstü, yarı kamu-yarı özel ve özerk yeni bir “Enerji Verimliliği Merkezi (EVEM)” benzeri ulusal bir kurumu kurmak; Almanya Berlin Enerji Ajansı vb. gibi.

 

İkinci olarak; ülkemizde de en başta tüm kamuda, enerji verimliği etüt yapılması zorunluluğunun sonucunda, verimlilik artırıcı projelerin (VAP), uygulamalarının “enerji performans sözleşmeleri (EPC)“ ile yapılabilmesi için; Kamu İhale Kanunu”nda, Bankacılık Kanunu’nda bazı değişiklikler yapılması gerekmektedir. Örneğin kamunun AB ve ABD’deki gibi; 10-15 yıl gibi uzun süreli “enerji performans anlaşması” yapabilmesi ve ESCO veya bankalardan, finans kuruluşlarından kredi kullanabilmesi sağlanmalıdır. Ayrıca, kamunun ihale yapabilmesini kolaylaştırmak ve sağlıklı hizmet alınması için, ortak ve örnek bir “teknik şartname” ve “EPC formatı” hazırlanmalıdır. EPC’nin de; Kamu İhale Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Türk Hukuk Sistemi ve Türk Bankacılık– Sigortacılık Sistemi ile uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir. Şu anda Meclis Enerji Komisyonu’nda uzun süredir bekleyen bu amaçla bir kanun değişikliği teklifi vardır. Bu değişikliğin derhal gerçekleştirilmesi; ülke menfaatları açısından; çok acil ve hayatidir.

 

Hükümetin enerji politikasında enerji verimliliği uygulamalarına yer verdiği görülüyor. Sizce, mevzuat ve teşvik açısından enerji politikaları, enerji verimliliği uygulamalarını artıracak nitelikler içeriyor mu?

 

Bu konularda da özellikle Enerji Bakanlığımızca birçok uluslararası danışmanlık ihalesi yapılmış, özellikle kapasite geliştirme, yeni finans model-mekanizma geliştirme, kamuda enerji verimliliğinin hızlanması için birçok çalışma devam etmektedir. Bunların biran önce sonuçlanması; 2015-2016 yılı sonrasında enerji verimliliği uygulamalarını hızla artıracak gözükü-yor.

 

Dünyada enerji verimliliği uygulamalarının hedeflerin altında olduğu görülüyor. Bu durumun nedenleri hakkındaki değerlendirmeniz nedir?

 

Özellikle AB, ABD, Çin ve Japonya’da 1980’lerde başlayan ve giderek hem yaşanan enerji krizleri, fiyatları artan enerji kaynakları hem de yaygınlaşan çevre hareketine bağlı olarak gelişen enerji verimliliği uygulamaları; çok ciddi enerji verimliliği-etkinliği (ortalama en az; yüzde 20 ler) ve enerji tasarrufu sağlamıştır (Japonya, Fukuşima nükleer faciasından sonra, enerji açığının kapatılması için bir yılda ülke çapında ısıtma konforunda; 20 derecenin üstüne çıkılmamasını, soğutma konforunda da; 28 derecenin altına inilmemesini sağlayarak; yüzde 15 enerji tasarrufu elde etmiştir). Yine 2017-2020 yılında; “sıfır emisyonlu, sıfır enerjili bina” yapılması zorunlulukları birçok ülkede getirilmiştir.

 

Hedeflerin çok altında değiller, ancak dünyanın yaşadığı ekonomik krizler, pazar-satış kayıpları, tekrar canlandırılan doğalgaz yatırımları, petrolün fiyatlarının düşmesi, nükleer santral projeleri (Finlandiya) vb. bir miktar yenilenebilir enerji yatırımlarını ve enerji verimliliği yatırımlarını etkilemiştir.

 

Enerji verimliliği uygulamalarının en bilinen-öncelikli ve en yaygın bir bölümünü; yalıtım ve aydınlanma sistemlerinin oluşturduğu düşünüldüğünde, en azından bu konularda ne durumdayız?
 

Özellikle ülkemizde enerji verimliliği-tasarrufu ile ilgili hem oldukça yaygın olan ve hem de maalesef çok kötü uygulanan-yanlış bilinen, hatta birçok uygulama sonrasında bina-tesis sahiplerine zarar veren iki önemli konu var; yalıtım ve LED aydınlatma “sök-tak” uygulamaları. Her iki uygulamada da, kendi adımıza ve sektör adına, üzülerek şahit olduğumuz, bizatihi inceleme-etüt etme fırsatı bulduğumuz, duyduğumuz yüzlerce yanlış ve kötü örnek var.

 

Yalıtım konusu bu söyleşinin esas konusu olmamakla birlikte, merdiven altında standart dışı geliştirilen, üretilen, gerçek yalıtım malzemesi olmadığı halde, sıva ve boya malzemeleri vb.leri-nin yalıtım malzemesi diye satıldığı ve uygulanıldığı binlerce konut-bina ve site mevcut. Özellikle yaşlı, emekli, çok paraları ve teknik bilgileri olmayan, ancak yalıtıma eşlerinden, komşularından, televizyondan duyup ina- nan, yalıtımdan tasarruf olarak fayda elde etmek isteyen iyi niyetli binlerce kişi-yönetici maalesef aldatılıyor ve mağdur ediliyor.

 

Çünkü bu konuyla ilgili doğrudan ya da dolaylı bir kontrol, denetim mekanizması yok ve kolay ulaşabilecekleri doğru bilgi kaynakları-merciler yok. Karar verecek kişi veya apartman-site yönetimi; ilk buldukları, kapıcılarının tanıdıkları “mantolamacıdan-izolasyoncudan (adı bile doğru değil zaten, uygulaması nasıl olur?)”; sadece götürü ve elle yazılmış bir teklif alarak (teknik-uygulama şartnamesi, sözleşme, garanti, cezai yaptırım vb. olmadan) yapılan işlerin neredeyse çoğunluğu beklenildiği üzere işe yaramıyor. İşe yaramadığının çoğu zaman farkında olamıyorlar ya da iş işten geçtikten sonra artık yapacak bir şeyleri de maalesef pek olmuyor. Yapan adamlar-tek kişilik sıvacı usta şirketleri zaten ortadan hemen kayboluyorlar.

 

Ülkemizin yaşanan en büyük traji-komik gerçeği konusunda sektörün en önemli gücü İZODER; ciddi bir çaba gösterse de, tüm piyasayı denetleyip-kontrol edemiyor. Sektör ve pazar çok büyük olunca da; hem İZODER’i hem de TS 825 Isı Yalıtım Standart’ını delmeye çalışan çok ciddi bir merdiven altı ve standart dışı üretim, pazar ve çok güçlü bir lobi var.
 

En basit ve somut çözüm önerimiz, sektörün etik-denetleme ve teknik gücünü de oluşturan; EYODER, ENVER, İZODER, İMSAD vb. sektör derneklerinin katkısı ve desteği ile ÇŞB İl Müdürlükleri ve yerel yönetimler; yalıtım-pencere-ısı pay ölçer-enerji kimlik belgesi, güneş kollektörleri, aydınlatma vb. en yaygın kullanılan enerji verimliliği ürün-sistem ve uygulamalarından sorumlu olacak olan, her ilde ve ilçede bir “enerji verim- liliği ofisi-call center” kurmalıdırlar. Burada hem standartlara uygun ürünler ulusal bir veri havuzunda listelenmeli, ortak şartname ve uygulama sözleşme-leri hazırlanmalı ve son kullanıcıya doğru bilgi ve teknik destek verilmelidir. Her hangi bir şikayet ya da yanlış uygulamada, hakem-bilirkişi olarak; “Enerji Verimliliği Merkezi (EVEM)” devreye girmelidir.

 

Türkiye’de aydınlatma sistemleri ve aydınlatma sektörü de hızla gelişiyor. Genel olarak enerji verimli aydınlatma sistemleri ve aydınlatma otomasyonu, artık yavaş yavaş oluşmaya başlayan “enerji verimliliği”, “sürdürülebilirlik”, “yeşil bina-tesis kavramı”, “Yeşil Bina Değerlendirme-Sertifikasyon Sistemleri”; bu tür ürünlere aşırı bir talep yaratmakta, alımlarda öncelik sebebi yapmaktadır.

 

Günümüz aydınlatma teknik ve teknolojileri kullanılarak tesislerin-işletme- lerin; hem daha konforlu hem çok daha verimli bir hale getirilmesi mümkündür. Bu kapsamda özellikle eski ve herhangi bir otomasyon sistemi bulunmayan ve yıllık 4000 saatten fazla kullanılan yerler için;  yüzde 60-70’e varan bir aydınlatma verimlilik-tasarruf potansiyeli söz konusudur. Ancak verimlilik çalışmalarının; sadece ürün değiştirme-satma şeklinde ticari-fiyat yaklaşımla ele alınması, çoğu zaman verimsiz (zaten yanlış-yetersiz-kötü aydınlatma sisteminin, yine yanlış-yetersiz-kötü aydınlatma armatür ve-veya lambaları ile değiştirilmeleri) ve daha maliyetli (verimsiz ve daha pahalı, standartlara uymadığı için tekrar iyileştirme yapılması vb.) sonuçların doğmasına neden olmaktadır.

 

Birçok uygulama alanında bir aydınlatma donanımının yıllık enerji tüketimi ve ömür boyu maliyeti; satın alma bedelinin çok daha üstüne çıkmaktadır. Bu fark, özellikle hastane, AVM, konut vb. gibi sürekli kullanım alanlarının yoğunlukta olduğu uygulamalarda dramatik bir artış göstermektedir. Bu nedenle, donanım tercihlerinde yıllık ve/veya ömür boyu işletme maliyetle- rinin, ürünün satın alma bedelinden çok daha önemli olduğu ve ucuz fakat verimsiz bir ürünün; sürekli işletme şartlarında kurumlara çok daha büyük bedellere sebep olduğu unutulmamalıdır.

 

Kaynak: http://www.elektrikdergisi.com/ven-esco-genel-muduru-arif-kunar-enerji-verimliligi-konusunda-henuz-karar-vericiler-bile-gerekli-bilince-sahip-degil/

 

Please reload

Featured Posts

Türkiye'nin İlk ve En Büyük Sürdürebilir Hızlı Tren Garı Açıldı!

October 31, 2016

1/10
Please reload

Önceki Haberler